Kitap Analizi

Okuduğunuz Kitaplar Hakkındaki Düşünceleriniz

Süpermen Türk Olsaydı Pelerinini Annesi Bağlardı

Posted by Arzu Kepoglu Ağustos 11, 2010

YAZARI: Ahmet Şerif İZGÖREN

YAYINEVİ: Elma Yayınevi

YAYIN YILI: 2010

SAYFA SAYISI: 150 sayfa

TÜRÜ: Kişisel Gelişim

Ahmet Şerif  İZGÖREN tarafından Ocak 2010’da yazımı tamamlanan bu kitabı, başlığının ilginçliği nedeniyle almak istemiştim. İzgören’i ilk defa sanırım youtube’ta bir video sayesinde izleme imkanım oldu. Kendinden emin konuşma tarzı ile babası hakkında anlattığı “bizden” hikayeler hoşuma gitmişti. Bu başlıkta bir kitap yazdığını öğrenince de alıp okumak istedim. Başlığa bakınca, aklıma Türklerin neden dünya devleri arasında yer alamadığına dair ipuçları bulacağımı ve başarısızlık nedenlerimize nasıl çözümler üretildiğini okuyabileceğimi düşünmüştüm. Gerçekten de bu düşüncelerime yakın konulardan bahsedildiğini düşünsem de açıkçası kitabı tahmin ettiğim kadar güçlü bulmadım ve aslında bu kitabın yazılma amacının daha farklı olduğunu düşündüm.

Önsözde de belirtildiği gibi kitapta nasıl adam olunur, ülkeye nasıl katkıda bulunulur gibi sorunların cevapları 5 temel ilke başlığı altında ve bize örnek olabilecek yurdumuz insanlarının yaşam kesitleri aktarılarak verilmeye çalışılmış. Bahsi geçen 5 ilke; girişimcilik, iş kalitesi, dürüstlük, yurt sevgisi ve hoşgörü olarak aktarılmıştı. Bu ilkelere bakınca kitap içeriğinin ılımlı olabileceğini düşünmemek gerekiyor. Nitekim İzgören’nin kendisinin de sonsöz kısmında itiraf ettiği gibi bu kitapta aslında bir “isyan” var. İşini düzgün yapmayan memurlara karşı, ülkeyi hortumlayanlara karşı, ülkesini sevmeyenlere karşı ve hoşgörüsüzlere karşı bir öfke ve isyan fırtınası hissedebiliyorsunuz. Bence kitap belli birşeyler öğretmekten ziyade bu öfkeyi dışarı vurmak üzerine yazılmış. Ayrıca, yukarıda bahsettiğim üzere İzgören’in bu kitaptaki gizil amaçlarından biri, TUP’u insanlara tanıtmak olmuş. TUP, Türkiye Uğur Böcekleri Projesi’nin kısaltması olup Türkiye’de yeni birşeyler öğrenmeye ihtiyaç duyan, bilgiyi ve ilgiyi bekleyenlere ulaşmayı hedefleyen bir proje ve gönüllülük esasıyla kendilerine haklı bir yer kazanmaya çalışıyorlar. Eğer yapacak daha iyi bir meşgaleniz yoksa http://www.ugurbocekleri.org adresini ziyaret ederek siz de kendinizi işe yarar hissedebileceğiniz bir platforma adım atabilirsiniz.

Kitabın sevdiğim ve sevmediğim özelliklerini harmanlamam gerekirse; ön ve arka kapaktaki not ile başlamak uygun olur sanırım. Ön kapaktaki “Dünyada İlk Kez Kitap İade Garantisi” ve arka kapaktaki “İade Garantisi: Bu kitabı okudunuz ve beğenmediyseniz, iade edebilir ve ödediğiniz ücreti yayınevimizden geri alabilirsiniz.” ifadeleri bana ilginç geldi. Kitabın son sayfasında bu iade işine neden girdiklerini anlatan 1 sayfalık notu da okuyunca, bunu bir kendine özgüven ifadesi göstergesi olarak algıladım. Bu özgüvene yakışmayan şey ise, kitabın basım kalitesi oldu. Kitabın anlatım dili sürükleyici olmasa, basım kalitesinden dolayı kolayca ciddiye alınmadığımı düşünerek kitabı okumadan rafa kaldırabilirim. Kitapta sevmediğim konulardan biri; kitapta akıcı bir üslubun benimsenirken çok fazla atışma/laf atma cümlesinin de yer almasıydı. Özellikle parantez içlerinde “abi bu laf sana” ya da “İstanbul ekibi, anladınız siz onu” tarzı tabirler nedeniyle belki samimi bir ortam yaratılmaya çalışılmış olabilir yazar tarafından, ama ben açıkçası olaya yabancılaştırıldığımı hissettim. Bahsi geçen kişileri tanımıyor veya topluluklara üye olmayabilirim ama dışlanmayı hak edecek ne yaptığımı merak ettim doğrusu. Ayrıca, yazar, yabancı kişilerin yaşamlarından örnekler gösterilmesini veya bunların yaygınlaştırılmasını kitapta pekçok yerde kınarken, kendi yazdığı kitabın başlığında “Süpermen” atfının olması bana biraz ironik geldi.

Çok kısa sürede okunabilecek bu kitapta kendimize örnek alabileceğimiz insanların varlığını bilmek çok güzeldi. Özellikle, Ürgüp Tahsin Ağa Kütüphanecisi Mustafa Güzelgöz’ü; Antalya’dan başkomiser Akif Aktuğ’u; İzgören’in muhteşem anneanne ve babannesini; Manisa’dan Dr. Fahrettin Er’i; Rize Valisi Hurşit Bey’i ve okul müstahdemi Recep Amca’yı tanımaktan mutluluk ve gurur duydum. Onlar gibi yaşadığımız topraklar için güzel işlere imza atabilmek dileğiyle,

Ağustos 2010

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: